İçeriğe geç
Pzt–Cum 09:00–18:00
İş Geliştirme — 9 dk okuma

Sözleşmeyi imzalamadan önce ajansa sorulacak 8 soru

Doğru ajans markanın rotasını değiştirir; yanlış ajans bütçeyi ve bir yılı götürür. Farkı ilk görüşmede görmenin bir yolu var: sekiz soru ve her birinin cevabında ne aranacağı.

Burak Arda Özgül3 Ağustos 2024Güncellendi: 23 Ağustos 20269 dakika okuma

Ajans seçmek, seyrüsefer uzmanı seçmeye benzer. Rotayı siz çiziyorsunuz; ama pusulayı okuyan, akıntıyı hesaplayan ve fırtına bastırdığında dümeni hangi tarafa kıracağını bilen kişi o. Bir CMO, pazarlama müdürü, girişimci ya da işletme sahibi olarak riski zaten biliyorsunuz: doğru ajans markanın gidişatını değiştirir, yanlış olanı bütçeyi ve bir yılı götürür.

Zor olan seçmek değil, ayırt etmek. Sunum dosyaları birbirine benziyor. Referans listeleri birbirine benziyor. İlk görüşmedeki cümleler bile birbirine benziyor. Ayrım, ajansın verdiği ilk cevapta değil, o cevabın bir kat altına inildiğinde ortaya çıkıyor.

Aşağıdaki sekiz soru bunun için var. Her birinin altına, verilen cevapta neyi aramanız gerektiğini de yazdım. Çünkü asıl bilgi soruda değil, ajansın nerede duraksadığında saklı.

Sekiz soru, tek bakışta

  1. Karar verirken veriyi ve ölçümü nasıl kullanıyorsunuz?
  2. Hangi hedef kitle içgörülerine sahipsiniz ve bunlar stratejiyi nasıl değiştiriyor?
  3. Yapay zekayı nerede kullanıyorsunuz ve uzun vadeli planınız ne?
  4. Çok kanallı pazarlamaya nasıl yaklaşıyorsunuz?
  5. Başarıyı nasıl ölçüyor, sonucu nasıl raporluyorsunuz?
  6. Benzer ölçekte veya benzer sektörde deneyiminiz ne?
  7. Yaratıcılığı ekipte nasıl besliyorsunuz?
  8. Kriz yönetimini ve acil durum planlamasını nasıl ele alıyorsunuz?

Önce kanıt: veri ve hedef kitle

1. Karar verirken veriyi ve ölçümü nasıl kullanıyorsunuz?

Uzun bir sefere çıkmak üzeresiniz. Tahmine değil, hassas haritaya ve düzgün çalışan bir cihaza güvenen bir seyrüsefer uzmanı istemez miydiniz? Pazarlamada o cihaz veridir. Ajansın tahmine dayalı analitikten gerçek zamanlı kampanya optimizasyonuna kadar net bir yaklaşımı olmalı — ve bu yaklaşım sizin işinize göre uyarlanmış olmalı, sunumda hazır duran genel bir şema değil.

Bir keresinde, önceki ajansı verilere değil büyük ölçüde sezgiye dayanan bir müşteriyle çalıştım; sonuç, beklenen netlikte sonuç vermeyen kampanyalardı. Veri odaklı bir ajansa geçtikten sonra altı ay içinde yatırım getirisinde yüzde kırklık bir artış gördüler. Bizim tarafımızdaki en açık örnek SOYLU AVM: kampanyadan önce piksel ve dönüşüm izleme sıfırdan kuruldu, altı günde 1,5 milyon dolarlık sonucu mümkün kılan şey önce ölçümün onarılmasıydı.

Cevapta şunu arayın: ajans hangi veriyi nereden okuduğunu, hangi kararı hangi eşikte değiştirdiğini somut anlatabiliyor mu? "Veriyle çalışıyoruz" cümlesi tek başına bir taahhüt değil, bir nezaket ifadesidir.

2. Hangi hedef kitle içgörülerine sahipsiniz ve bunlar stratejiyi nasıl değiştiriyor?

Hedef kitleyi anlamak, denize açılmadan önce gelgiti ve akıntıyı bilmek gibidir. Ajansa hedef kitle analizinde ne yaptığını değil, o analizin hangi cümleyi, hangi görseli, hangi kanal kararını değiştirdiğini sorun. Geçmiş performans verisini stratejiyi iyileştirmek için nasıl kullandıklarını gösterebilmeliler.

Lüks bir perakendeci olan eski bir müşterim tam bu noktada zorlanıyordu; yerelleştirilmiş kitle içgörüsünde iyi olan bir ajansla çalışmaya başlayınca farklı pazarlarda etkileşim ve satış belirgin biçimde arttı. Aynı mantığın bizdeki karşılığı Feruza Elegance: klasik çizgiden modern-lüks kimliğe taşınan marka, kitlesi yeniden tanımlandığı için Türkiye'nin tanınmış butik perakende zincirlerinden birinin raflarına girdi.

Cevapta şunu arayın: ajans kitleyi demografiyle mi tarif ediyor, davranışla mı? "25-45 yaş, kadın, büyükşehir" bir hedefleme ayarıdır. "Satın almadan önce üç kez fiyat karşılaştırıp yorum okuyor" bir içgörüdür.

Sonra makine: yapay zeka ve kanal bütünlüğü

3. Yapay zekayı nerede kullanıyorsunuz ve uzun vadeli planınız ne?

Yapay zeka stratejinin, uygulamanın ve optimizasyonun her katmanına girdi; ajansın hem bugün hem önümüzdeki iki yıl için net bir çerçevesi olmalı. Bir danışmanlık projesinde, müşteri segmentasyonu ve kişiselleştirme için yapay zekayı işin içine gömen bir ajans gözlemledim: hedefleme isabeti arttı, müşteri deneyimi düzeldi, dönüşüm oranı bunu takip etti.

Bu soru 2024'te yeterliydi. 2026'da yeterli değil — nedenini aşağıda ayrı bir bölümde anlattım, çünkü artık ayrım "kullanıyor musunuz"da değil.

4. Çok kanallı pazarlamaya nasıl yaklaşıyorsunuz?

Başarılı bir sefer, farklı cihazların birbirini doğrulamasıyla yürür. Pazarlamada da öyle: sosyal medya, e-posta, arama ve görüntülü reklam ayrı ayrı iyi olabilir ama birbirini tanımıyorsa toplam sıfırdır. Ajansa kanalların hangi noktada birbirine veri verdiğini sorun.

Orta ölçekli bir e-ticaret müşterim tam bu kopuklukla boğuşuyordu; yeni ajansı bütünleşik bir kanal stratejisi kurdu ve müşteriyi elde tutma oranı yüzde yirmi beş arttı. Bizim tarafımızda aynı bütünlüğün sonucu GYMWOLVES: veri akışı onarıldı, huni yeniden kuruldu, kampanya sosyal kanıtla beslendi ve satış üç ayda on iki katına çıktı.

Sonra hesap: raporlama ve sektör deneyimi

5. Başarıyı nasıl ölçüyor, sonucu nasıl raporluyorsunuz?

Şeffaf raporlama, ajansın performansını değerlendirebilmenizin tek yoludur. Neyi takip ediyorlar? Hangi metriğe öncelik veriyorlar? Raporu ne sıklıkla ve hangi formatta alacaksınız? Kötü haber geldiğinde onu kim, ne zaman söylüyor?

Önceki ajansının belirsiz raporlamasından bıkmış bir müşterimi hatırlıyorum. Ayrıntılı ve eyleme dönüşebilir bulgular veren bir ajansla çalışmaya başladıklarında değişen şey rakamlar değildi — kararlardı. Ne olduğunu gördükleri anda ne yapacaklarını da bilir hale geldiler.

Cevapta şunu arayın: raporun içinde ajansın kendi hatasını yazdığı bir bölüm var mı? Yalnız iyi haber taşıyan rapor, rapor değildir.

6. Benzer ölçekte veya benzer sektörde deneyiminiz ne?

Deneyim, tanıdık sularda gezinmeyi kolaylaştırır. Bir fintech girişimi olan müşterim, finans tarafını derinlemesine bilen bir ajansla çalışmaktan çok kazandı; sektöre özgü kısıtları baştan bilmek strateji süresini yarıya indirdi. Derinliğin ne demek olduğunu bizde en iyi anlatan iş İstanbul Ortez Protez: hastanın nasıl arama yaptığını anlamadan yazılan hiçbir sayfa ilk üçe çıkmıyordu; anlaşıldığında ayda on yeni hasta başvurusu geldi.

Cevapta şunu arayın: ajans sizin sektörünüzü bilmiyorsa bunu söylüyor mu, yoksa "her sektörde çalışırız" mı diyor? İkincisi çoğu zaman doğrudur ama tek başına söylendiğinde bir şey ifade etmez. Bilmediğini söyleyen ve nasıl öğreneceğini anlatan ajans, her şeyi bildiğini söyleyenden daha güvenlidir.

En son karakter: yaratıcılık ve kriz anı

7. Yaratıcılığı ekipte nasıl besliyorsunuz?

Yaratıcılık, gemiyi ileri iten rüzgardır. Bir keresinde düzenli olarak yenilik atölyeleri ve hackathon düzenleyen bir ajansla çalıştım; o kültür, brief'te olmayan fikirleri ortaya çıkardı. Sorun şu ki yaratıcılık bir sunum başlığı olarak kolayca taklit edilir. Bu yüzden soruyu takvime bağlayın: son üç ayda ekip hangi denemeyi yaptı, hangisi tutmadı, ondan ne çıktı?

8. Kriz yönetimini ve acil durum planlamasını nasıl ele alıyorsunuz?

Her sefer bir noktada sert denizle karşılaşır. Ciddi bir itibar kriziyle karşılaşan bir müşterimi hatırlıyorum: ajansın hızlı ve soğukkanlı müdahalesi durumu yönetmekle kalmadı, markanın şeffaflık tarafını güçlendiren bir ana dönüştürdü. Krizde ortaya çıkan şey ajansın yeteneği değil, refleksidir.

Cevapta şunu arayın: ajansın gece yarısı ulaşılabilen bir sorumlusu var mı, kim onay veriyor ve ilk yirmi dört saatte hangi adımlar sabittir? Kriz planı yazılı değilse yoktur.

2026 güncellemesi: AI'yı nasıl kullanıyorsunuz?

2024'te üçüncü soru bir ayrıştırıcıydı: "Yapay zeka kullanıyor musunuz?" diye sorduğunuzda odadaki ajansların yarısı duraksıyordu. Bugün kimse duraksamıyor. Herkes kullanıyor, herkes kullandığını söylüyor ve bu yüzden soru artık hiçbir şey ayırt etmiyor. 2026'da ajansa sorulacak yeni soru şu: AI'yı nerede kullanıyorsunuz — ve nerede kullanmıyorsunuz?

AI'yı üretimde kullanan ajansla stratejide kullanan ajans aynı şey değildir. İlkinden hız alırsınız, ikincisinden ortalama.

Ayrım şurada: AI görseli hızlandırabilir, metnin ilk taslağını çıkarabilir, kampanya verisini saatler yerine dakikalarda tarayabilir. Bunlar üretim işleridir ve hızlanmaları iyidir. Ama markanın hangi kategoride oynayacağı, hangi müşteriden vazgeçeceği, hangi fiyat konumunu savunacağı — bunlar üretim değil karardır. Bu kararları modele devreden ajans, size rakiplerinizin ortalamasını satar.

İki işimiz bu ayrımı yan yana gösteriyor. Meccanotecnica Umbra için kurduğumuz AI teknik danışman, fabrikasını anlatan mühendise uygun salmastrayı çıkarıyor ve teklif talebi on katına çıktı — ama o danışmanın hangi soruyu sorup hangi ürünü önereceğini belirleyen mantığı mühendislerle birlikte biz kurduk. OdorGo tarafında ise iş tamamen kararla başladı: var olmayan bir kategoriyi yaratmak, hiçbir modelin veri setinde bulunmayan bir hamledir. Sekiz ayda 10 milyon TL ciro ve 10 milyonun üzerinde film izlenmesi, o kararın sonucudur.

Pratik testi şu: "Son üç ayda AI'yı hangi işi hızlandırmak için kullandınız, ve hangi kararı bilerek insana bıraktınız?" İkinci kısma cevap veremeyen ajans, size kendi süreçlerini değil, bir aracın çıktısını satıyor.

Sonuç: tedarikçi mi, ortak mı?

Sekiz sorunun tamamı tek bir ayrımı ölçmek için var: karşınızdaki iş yapan bir tedarikçi mi, yoksa işin sonucundan sorumlu hisseden bir ortak mı? İyi ortakların ortak tarafı şudur:

  • Sizin özel kısıtlarınızı anlarlar — sektörü değil, sizin işinizi.
  • Veriden ve yapay zekadan yararlanır, ama kararı sahiplenirler.
  • Verinin ve gizliliğin sorumluluğunu ciddiye alırlar.
  • Yaratıcılığı brief'in dışına taşırlar.
  • Krize hazırdırlar; planı görüşmede değil, dosyada dururlar.

Bir not: bu sekiz soru genel ajans seçimi içindir. İşiniz e-ticaretse listeye platform, ödeme altyapısı ve entegrasyon soruları da biner — yazılar bölümünde gerçek bir e-ticaret ajansının neyi değiştirdiğini ayrı bir yazıda anlattım.

Bu soruları bize de sorun. Rakamlı cevapları vaka sayfalarımızda açıkta duruyor; nasıl çalıştığımızı görmek isterseniz performans pazarlama hizmetimiz işin ilk adımını, yani denetimi anlatıyor.

Sık sorulan sorular

Ajansla mı çalışmalıyım, kendi ekibimi mi kurmalıyım?

Karar bütçeyle değil, ihtiyacın süresiyle verilir. Aynı işi her ay tekrarlıyorsanız (içerik üretimi, kampanya bakımı, müşteri hizmetleri) iç ekip zamanla ucuzlar. Buna karşılık ölçüm altyapısı kurmak, yeni bir kanala girmek, marka konumunu yeniden yazmak gibi bir kez yapılan ve uzmanlık yoğun işlerde ajans daha ucuzdur — çünkü o uzmanlığı yılın tamamı için istihdam etmezsiniz. Yaygın ve sağlıklı model karma olanıdır: strateji ve kurulum ajansta, günlük operasyon içeride. Ajansın işi kendini vazgeçilmez kılmak değil, ekibinizi çalışır hale getirmektir.

Ajans görüşmesinde hangi kırmızı bayraklara dikkat etmeliyim?

Beş tanesi güvenilirdir. Bir: sonuç garantisi vermek ("ilk ayda şu kadar satış") — kimse pazarın davranışını garanti edemez. İki: işi anlamadan fiyat vermek. Üç: geçmiş işleri yalnızca görsel olarak göstermek, rakamı ve süreyi atlamak. Dört: sunumda çalışacak ekibi değil sadece kurucuları göstermek; işi kimin yapacağı sözleşmeden önce bilinmeli. Beş: "neyi yapmazsınız?" sorusuna cevap verememek. Buna bir de altıncısını ekleyin: hesapların, reklam paneli ve analitik mülkiyetinin kimde kalacağı sorusundan kaçınmak.

Ajans sözleşmesinde neye dikkat etmeliyim?

Dört madde ötekilerden önemlidir. Mülkiyet: reklam hesapları, analitik mülkiyeti, alan adı, tasarım kaynak dosyaları ve kod sizin adınıza mı açılıyor? Kapsam: aylık hangi işin ne kadarı dahil, ek iş nasıl fiyatlanıyor? Çıkış: fesih bildirimi kaç gün, devir teslim neleri kapsıyor, hesap erişimleri hangi sürede aktarılıyor? Ölçüm: başarının tanımı sözleşmede yazıyor mu, yoksa sunumda mı kaldı? Bu dördü netse sözleşmenin geri kalanı büyük ölçüde standarttır.

Ajans değiştirme zamanının geldiğini nasıl anlarım?

Üç sinyal birlikte geldiyse. Bir: raporlar üç ay üst üste aynı metrikleri aynı yorumla tekrar ediyor, öneri gelmiyor. İki: kötü haberi siz keşfediyorsunuz, ajans söylemiyor. Üç: yeni bir fikir sizden çıkıyor, ajans yalnızca uyguluyor. Tek başına düşen bir performans sebep değildir; sezon, pazar ve rekabet dalgalanır. Ama üç sinyal aynı çeyrekte varsa mesele kampanya değil ilişkidir. Değiştirmeden önce beklentiyi yazılı olarak yenileyin ve bir çeyrek daha bakın — çünkü ajans değişiminin bir devir maliyeti vardır: brief, erişimler ve öğrenme eğrisi sıfırdan başlar. Bu maliyeti plana koymadan karar vermeyin.

Ajans görüşmesine nasıl hazırlanılır?

Üç şeyi yazılı hale getirerek: bu yıl hangi iş sonucunu istediğinizi, elinizdeki kısıtları (bütçe, ekip, teknik borç) ve hangi kararı kimin verdiğini. Sekiz soruyu sormadan önce bunlar netse ajansın cevabı da somutlaşır; belirsiz bir brief genel bir sunumu davet eder. Görüşmeye reklam paneli ve analitik erişimlerinizi de hazırlayın — ajansın ilk teşhisi oradan çıkar.

Ajans raporlaması nasıl olmalı?

Şeffaf, düzenli ve karar üretebilir. Sıklığı, formatı ve hangi metriğe öncelik verildiğini sözleşmeden önce netleştirin; asıl ayırt edici soru şudur: kötü haberi kim, ne zaman söylüyor? Raporun içinde ajansın kendi hatasını yazdığı bir bölüm yoksa o rapor bir performans değerlendirmesi değil, bir vitrindir.

Ajansın yapay zekayı doğru kullandığını nasıl anlarım?

Tek bir soruyla: son üç ayda yapay zekayı hangi işi hızlandırmak için kullandınız ve hangi kararı bilerek insana bıraktınız? Üretimi hızlandırmak — görsel, ilk taslak, kampanya verisi taraması — iyidir. Ama hangi kategoride oynanacağı, hangi müşteriden vazgeçileceği ve hangi fiyat konumunun savunulacağı karardır; bu kararları modele devreden ajans size rakiplerinizin ortalamasını satar.

Ajans sektörümü bilmiyorsa sorun olur mu?

Bilmemesi değil, bilmediğini saklaması sorundur. Sektöre özgü kısıtları baştan bilen bir ekip strateji süresini kısaltır — İstanbul Ortez Protez işinde hastanın nasıl arama yaptığını anlamadan yazılan hiçbir sayfa ilk üçe çıkmadı. Bilmediğini söyleyip nasıl öğreneceğini anlatan ajans, her sektörde çalıştığını söyleyenden daha güvenlidir.

Kriz planı neden sözleşmeden önce sorulmalı?

Krizde ortaya çıkan şey ajansın yeteneği değil refleksidir, ve refleks kriz anında pazarlık edilmez. Görüşmede üç şeyi net sorun: gece yarısı ulaşılabilen sorumlu kim, onayı kim veriyor, ilk yirmi dört saatte hangi adımlar sabit? Kriz planı yazılı değilse yoktur; iyi yönetilen bir kriz ise markanın şeffaflık tarafını güçlendiren bir ana dönüşebilir.

Ajansın verdiği kitle içgörüsü iyi mi, nasıl anlarım?

Kitleyi demografiyle mi davranışla mı tarif ettiğine bakın. "25-45 yaş, kadın, büyükşehir" bir hedefleme ayarıdır; "satın almadan önce üç kez fiyat karşılaştırıp yorum okuyor" bir içgörüdür. İkinci cümle hangi sayfanın yazılacağını, hangi kanalın önceleneceğini ve hangi itirazın karşılanacağını değiştirir — içgörü stratejiyi değiştirmiyorsa içgörü değildir.
B
YazarBurak Arda Özgül

Kurucu · Marka Stratejisti ve Kreatif Direktör

Marka stratejisi ve performans pazarlamayı aynı masada tutan nadir isimlerden. Kurumsal markaların büyüme mimarisini kuruyor; Türkiye, Avrupa ve MENA pazarlarında 40+ markaya eşlik etti.

Nereden başlayalım?

Üç farklı hızda giriş kapısı. Hangisi sana uygunsa.

Brief gönder